< yüzlerce yazıma acımadan sil e tıkladım... - Blogcu





of of of of

artık yazasım bile gelmiyor...
neyse ne zaman aşık olacağım ben ya????

pariste son gecem

pariste son gecem
fransada son gecem
yarin gece ulkeme geliyorum
cok ozledim
ancak iste
cok
zor
zor be
zor be
...

Au revoir Bordeaux...

Şuan da trendeyim. Evet Bordeaux bitti… Acısı tatlısıyla 7 ay bitti. Ağlamaktan gözlerim şişti.
Belim de hafif ağrıyor kırk kilo kadar bir bavul ve yanında bonusları olan küçük çantalarımdan sonra. Yazık Katia çok yoruldu benim yüzümden…
İşte ‘Biraz zamana ihtiyacım var.’ Dedim ve Bordeaux’ya geldim…
İlk başlarda günlerce ağladım. Dönmek istedim. Şimdi…
Bazen kalabalığın içinde yapayalnız hissettiğim anlar oldu.
Fransızca anlatamadığım anlar oldu. İngilizce de anlatamazdım. Aslında Türkçe’de anlatamazmışım…
En çok ihtiyacım olan şey ilk geldiğimde dokunarak sarılarak anlatmak,
ağlamaktı…
Kafam estiğinde kaçıp gittiğim bir çok ev vardı Türkiye’de…
Ancak şanslıydım…
Harika kuzenlerim, halacım, eniştem Paris’teydi. Her gittiğimde çok ağırdım …
döndüğümdeyse hep hafifliyordum…Beni anlayan insanlar vardı…

Bir sürü milleti tanıma imkanım oldu. Bazı önyargılarımdan sıyrıldım. Yavaşta olsa sıyrıldım…
Bir sürü ülkeden arkadaşlarım oldu…
Öyle insanlar değdi ki hayatım boyunca asla unutmayacağım kişiler… Arkadaş evet çok kazandım… Ancak bazı insanlar var ki isimlerinin önüne sıfat yakıştıramıyorum...
Tabi ki hocamı asla unutmayacağım 6 ay boyunca hafta içi gördüğüm sürekli derste paslaştığım o harika insanı unutmak mümkün değil…

Derste bir şarkı dinlemiştik ‘Aujourd’hui j’ai rencontré l’homme de ma vie’ (bugün hayatımın erkeği ile karşılaştım.) Bu şarkıyı söylemekten Sachiko evde kafayı yemişti
Aşık oldum mu bu soru soruluyor… Cevabını vermeme gerek yok…

Tren yolculuklarımı, arkadaşlarımla yaptığım seyahatleri, Sara’yla seyahatlerimi-muhabbetlerimi-dondurma , Esther’in fotoğraf manyaklığını, Koki’nin ‘c’est vrai’ , Charlotte’un geyiklerini, Cecily’nin evin yolunu unutmamasını, Vicky’nin ne kadar yiyebileceğini , Hyla’nın masa da ki neyse , Emad’in evinde Laura, Verena,Sıla’yla diğerleriyle geçirdiğim günleri, Sachiko’nun hep haritam olmasını , o kadar çok insan var ki sayamıyorum, tramway olaylarını , bazen Türkçe küfredip tek Türk olmadığımı, yanlış treni alıp Fransa turu yaptığımı ve oturma kartı işkencesi :S daha bir sürü şey var hangi birini sayabileceğimi bilmiyorum…
Katia’yla geçirdiğim günleri asla unutmayacağım. Her zaman yeri geldiğinde bir anne yeri geldiğinde bir abla oldu…
Tek tek sayamayacağım ancak. Bir sürü arkadaşım ve dostlar kazandım. Asla unutmayacağım anlardı. Tek tek isim saymak istemiyorum.

Bu arada beni arayan ve hatırımı soran herkese teşekkür ediyorum….
Ama döndüğümde bambaşka bir Selin olarak dönüyorum…
Biraz daha büyüdüm olgunlaştım… Ancak büyüdükçe hayallerim küçülmedi…
Hayallerim daha da büyüdü…
Türkiye’de bir sürü sorumlulukların beni beklediğini biliyorum…
Kendimi hazırladım… Üniversite bitti artık paramı kazanma vakti…
3 hafta sonra 8 Ağustos sabaha karşı Türkiye’deyim…
İnşallah Türkiye’ye döndüğümde ülkemi özlemem…


Ve inancım…
ALLAH’a olan inancım daha da kuvvetlendi…

İnşallah sağ salim Türkiye’de olacağım...
Az kaldı 3 hafta…

her 4 temmuz

evet her yıl bugün diyorum ki ne kadar şanslıyım :) Annemle babam iyi ki evlenmiş... Keşke babamın anneme baktığı gibi aşkla sevgiyle ve her geçen gün daha büyüyen sevgiyle bakan bir erkek bulabilsem...sanırım çok zor :) zaten asla aramıyorum :) böyle gayet iyiyim mutluyum huzurluyum... eskidenmiş o erkekler artık yok!
neyse bugün okyanus yine çok güzeldi :) gezdiğim yerler içerisinde asla vazgeçemem ne olursa olsun Saint Jean de Luz'ün yerini hiç bir yer tutmuyor... ya ben gittiğimde ne bileyim bi şey oldu aşık oldum oraya...
uzun zamandır yazamadım. 10 gün ne yazık ki kendimde değildim. gelince belki anlatırım.
2 hafta sonra bugün Paris'te olacağım... çok zor nasıl kopacağım Bordeaux'dan... öfffffffffff ağlıyorum yine...her an çok zor geliyor..biraz önce bir mesaj geldi 'tu as changé ton billet?'
:) Türkçe' biletini değiştirdin mi?'  :) vizemin son gününe kadar kalmamı istiyorlar... :)
çok zor kopmak...Stajdan çıkıp direk arkadaşımın evine ordan yemeğe eve kızlarla birlikte yemek sonra tekrar arkadaşlarla sonra bazen arkadaşımda kalmak :) bazen eve dönmek ve ertesi gün tekrar aynı gün bıkmadan aynı insanlarla olmak...bazı günler sayımızı 30lara çıkarıp insanlara aldırmadan sokaklarda sırayla derste öğrendiğimiz şarkıları söylemek :) mutluyum burda...ama işte öbür yanımda inatla dönmek istiyorum...
Suudi arkadaşım mesaj attı şimdi hadi nargileeeeeee :)
tüm dünya aynı karedeydik geçen hafta ki foto da itina ile tek tek kişi seçtik her ülkeden ve
Madagaskar, İsveç, İsviçre, Almanya, İngiltere, İtalya, Suudi Arabistan, Romanya, İspanya, Belçika, Kanada, Amerika, Küba, Hindistan, Japonya, Meksika, Kolombiya, Brezilya, Yunanistan, Hollanda,Kore ve Türkiye aynı karedeydik :)
Çok şanslıyım ki en güzeli Türkiye'ye gelmek istemeyen bir kişi bile yok :)
Gurur duyabilirim kendimle övünebilirim herkes buluşma noktası olarak Türkiye'yi seçti müthiş coğrafi konumundan dolayı ülkemizin ve güzellşklerini anlata anlata bitiremediğimden :) mutluyum :)
neyseeee uyku vakti geldi... daha doğrusu bu cumartesi uyumam lazım artık çalışıyorum... pzt salı ve diğer günler adapte olmak için pazar da aynı saatte kalkmam lazım

biletimi aldım

cumartesi günü Sarlat'ya Sara'yla beraber gittik. çok eğlendik :) çok beğendim. sanırım ben küçük yerleri büyük şehirlerden daha çok tercih ediyorum.  fakat Sarlat'da gezerken bir anda gözlerim doldu. aklıma bir kasabada arkadaşlarımla yaptığım bir gezi geldi. özledim sanırım...
ondan olsa gerek ki eve gelir gelmez biletimi ayırttım. bugün de aldım. içim sızladı. hem de çok... o kadar çok gitmek isterken bir şeyler oldu. çok alıştığımı anladım. Bordeaux'yu çok ama çok sevdim! Zor geliyor kopmak şimdiden...önümde 6 hafta var ama çok kısa geliyor bana...
ekimde ve eylülde tekrar geleceğim :)
tekrar
tekrar
Bordeaux'da benden kopmak istemiyor. Ancak çok zor Bordeaux'da Bordeaux'yla yaşamam...

« Önceki ::